• Archive
  • RSS
  • Bana kim olduğumu söyle ya da ben sana kim olduğumu söyleyeyim?

Same Shit Different Day

'\x3ciframe width=\x22500\x22 height=\x22281\x22 src=\x22http://www.youtube.com/embed/WteF0j5gYGk?wmode=transparent\x26autohide=1\x26egm=0\x26hd=1\x26iv_load_policy=3\x26modestbranding=1\x26rel=0\x26showinfo=0\x26showsearch=0\x22 frameborder=\x220\x22 allowfullscreen\x3e\x3c/iframe\x3e'

Adam tatlı, yetenekli, komik. Zeki de olsa gerek ki komik. E ünlü de parası da vardır. Of abi galiba adam ideal.

  • 6 days ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet

İleri

Saatler ne zaman bu kadar ilerledi bilmiyorum. Bir ara geri aldık, sonra yine ileri, ileri, ileri…
Hep aynı müzik var arka fonda. Eğer yan dönersem uyuyacağımı biliyorum. Uyurken hep aynı müzik çalıyor çünkü. Çünkü uyanıkken de aynı müzik var kulaklarımda.
Hep bir rüyadayım sanki. Gerçek değil bunların hiçbiri. Gerçek olamayacak kadar boş bu yaşadıklarım.
Sağ elim hep sigara kokuyor.
Saatler ilerliyor.
Ben hala rüyadayım. Uyanıyorum, uyuyorum, hiçbir şey değişmiyor sanki.
Müzik hep aynı.
Kafamda bambaşka evrenler yaratıyorum bazen, içinde var olmak istediğim evrenler… Ama bu da lüzumsuz bir başka uğraş.
Eğer içlerinde kaybolamayacaksam hayaller neden var ki?
Gözümü kapatırsam uyuyacağımı biliyorum.
Uyumak bir şeyi değiştirecek olsa…
Bilsem ki bir gün uyuyup uyanmayacağım bir daha…
Her gün belki o gün bu gündür umuduyla uyuyorum; tekrar, tekrar ve tekrar.
Ve saatler ilerliyor. Bir ara geri alıyoruz, sonra yine yetişiyor bize.
Ve sonra hep ileri, ileri, ileri…

  • 2 weeks ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet

heartworm

dictionaryofobscuresorrows:

n. a relationship or friendship that you can’t get out of your head, which you thought had faded long ago but is still somehow alive and unfinished, like an abandoned campsite whose smoldering embers still have the power to start a forest fire.

Source: dictionaryofobscuresorrows

  • 2 weeks ago > dictionaryofobscuresorrows
  • 8714
  • Permalink
  • Share
    Tweet
[Flash 9 is required to listen to audio.]
'\x3cscript type=\x22text/javascript\x22 language=\x22javascript\x22 src=\x22http://assets.tumblr.com/javascript/tumblelog.js?934\x22\x3e\x3c/script\x3e\x3cspan id=\x22audio_player_23096495984\x22\x3e[\x3ca href=\x22http://www.adobe.com/shockwave/download/download.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash\x22 target=\x22_blank\x22\x3eFlash 9\x3c/a\x3e is required to listen to audio.]\x3c/span\x3e\x3cscript type=\x22text/javascript\x22\x3ereplaceIfFlash(9,\x22audio_player_23096495984\x22,\'\\x3cdiv class=\\x22audio_player\\x22\\x3e\x3cembed type=\x22application/x-shockwave-flash\x22 src=\x22http://assets.tumblr.com/swf/audio_player.swf?audio_file=http://www.tumblr.com/audio_file/23096495984/tumblr_m4250nePSS1qf1wnf\x26color=FFFFFF\x22 height=\x2227\x22 width=\x22207\x22 quality=\x22best\x22 wmode=\x22opaque\x22\x3e\x3c/embed\x3e\\x3c/div\\x3e\')\x3c/script\x3e'
  • 1 Plays
  • LeaveGlen Hansard & Marketa Irglova

Leave…

  • 2 weeks ago
  • 1
  • Permalink
  • Share
    Tweet

Boşluk

Ellerim harflere uzanıyor ama kelimeleri oluşturamıyor. Olur bazen böyle… Her şey saçma sapan başlar, güzel bağlanır ve acıklı biter benim hayatımda.

Hayır, tüm sonlar acıklı değildir. Her şey şarkı gibidir; bazıları azalarak biter, bazıları birdenbire, bazıları bitmiş gibi yapıp tekrar başlar. Her şey biter ama yahu.

Bitmesin istediğim hiçbir şey yok. Bitmesini istediğimse… Kattrizilyonlarca…

Bitmesinden pişman olduğum şeyler elbette var. Ama doğru olduğunu biliyorum. Zamanı değil belki ama bitmesi doğru. Sadece yok olmak bazen çok acımasız geliyor.

Bir de bazen bitmez ama bitmiştir aslında. O zaman git diyeceksin işte.

Zaten gitmiştin, diyeceksin.

Bırak elimi ve git…

Ben gidemem çünkü. Gitmedim ben hiç. Gitmeyi denedim ama gidemedim. Yerimde durduğum, yaklaşmayı bıraktığım oldu; ama gitmedim hiç.

Gidenler zaten gitmişlerdi.

Ve ben hep sustum. Tamam dedim hep.

Git öyleyse, bundan başka dünyalar da var, dedim.

İnsan bir şeye sıkılmak isterse canını sıkacağı o kadar çok şey bulabiliyor ki… Gitmeler hep canımı sıkar. Ama canımı sıkmaktan yoruldum artık.

Neden gitmek zorundaydın? Neden kalıp biraz daha konuşmadın benimle? Varlığım bu kadar mı üzdü seni? Yanımdayken mutlu olduğunu sanıyordum…

Tamam, artık düşünmüyorum bu konuda. Gittin ve geride sadece cevaplanmayan ve cevaplanmayacak sorular kaldı. Geride sadece senin doldurabileceğin saçma bir boşluk kaldı.

Sana yer açmıştım ama sen beğenmeyip gittin. Ve şimdi orası boş. Ve hep boş kalacak…

İki taraf da daha mutsuz olacaksa neden gidilir ki?

Umarım çok mutlusundur.

Çünkü ben seninleyken mutluydum.

Şimdi mutlu olmak için gereken bir parçam yok.

Orası boş ya… aslında geri kalan her şey boş…

  • 2 weeks ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet

Gurur, çöldeki bir aslan kadar gereksiz bazen.

Ve bazen o aslanı salıvermek, onun aslında ne kadar yalancı bir güvenlik hissi yarattığını anlamanı sağlayabilir.

Aslan da çölde barınamaz zaten.

Elbet bir gün seni yer.

  • 2 weeks ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet

Siyah

Hayat bazen alternatifi olmadığı ya da daha kötü olduğu için tercih ettiğim bir seçenek gibi.
Saçım insan içine çıkmaya müsait olmadığında taktığım şapka gibi.
Hala kot gömlek almadığım için giydiğim en az sekiz yıllık kot ceketim gibi.
Converse gibi.
Yine en az yedi yıllık yeşil Jansport çantam gibi.
iPodumun ölmek üzere olan kulaklıkları gibi.
Masamın üzerini toplamaktansa yatakta çalışmam gibi.
Bilgisayar yerine telefon kullanmam gibi.
Sevgili olmanın sorumluluğunu üstlenmektense hep arkadaş kalmak istemem gibi.
Bir işi yarım yamalak ya da kötü yapmış olmaktansa hiç yapmamam gibi.
Deodorant yerine kullandığım parfüm gibi.
Saç spreyim gibi.
Kısa saçlarım gibi.
Siyah boxerlarım gibi.
Siyah dar kotum gibi.
Siyah göz kalemim gibi.
Siyah ojelerim gibi.
Siyah kapşonlu montlarım gibi.
Sıcak soğuk dinlemeden giydiğim siyah deri ceketim gibi.
Siyah gibi.
John Lennon gözlüklerim gibi.
Beyaz saatim gibi.
Kırmızı rujum gibi.
76E gibi.

Ama bir gün sıkılıp mavi oje sürebilirim.
Ya da lacivert dar kotumu giyebilirim.
Elbet bir gün kot gömlek alacağım.
Çok tatlı bir çanta aldım bile.
Bazen topuklu ayakkabı da giymiyor değilim.
Saçımın uzun olduğu bir dönem oldu ve istersem yine uzatabileceğimi biliyorum.

Hayatın tek alternatifi ölüm.
Ve ölümden sonra hayat alternatifi diye bir şey söz konusu değil.
Daha iyi olduğundan değil; sadece geri dönüşü olmadığı için, hayattayım.

Amen.

ps. Bir gün 76E gelmeyecek ve 76D’ye binmek zorunda kalacağım diye çok korkuyorum.

  • 2 weeks ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet

Lustral

Herkesin durgunlaştığı bir zaman dilimi vardır, hayatında.
Evde yalnız kaldığında ne yapacağını bilemediği bir zaman. Filmlerin sıkıcı geldiği, dizilerin bağımlılık yaratmasından korkulduğu bir zaman.
Herkesin “benim hobim ne lan?” diye kendine sorduğu ve tek ve net bir cevap yerine onlarca karman çorman fısıltı duyduğu bir zaman vardır.
Telefonda anne-babayla konuşulurken yarı sahte attılan kahkahalardan hangimizde yok ki?
Bazen her şey bizi seven insanları üzmemek için değil mi?
Hepimiz konuşurken, gülerken susturmuyor muyuz aslında içimizdeki sesleri?
İnsan olmanın ne kadar basit olduğu, insan olmaktan çıktığımız zaman ortaya çıkmıyor mu? Düşünmek değil mi insanı insan yapan? Bir düşünün, tüm o evler, arabalar… Hepsine neden sahip olmak istiyoruz?
Kendimi birilerine ispatlamak zorunda hissetmek istemiyorum. Biri bu aptal güdüyü de alırsa elimden, geriye ne kalacak; bilmiyorum.
Neden yaşadığınızı bir düşünün. Mutlu olmak için değil, mutlu etmek için yaşadığınıza neredeyse eminim. Sahip olduğunuz tüm o hedefler, bağlandığınız şeyleri memnun etmek ya da sizi bağlı tutan zincirleri kopartmak için yaptığınız planlardan başka bir şey değil.
Hedefinize ulaştığınızda ne olacak bir düşünün.
O boşluğu bir hayal edin.
Bazıları yolculuğu daha rahat geçsin diye yol boyunca kendine yatak yapmaya çalışır.
Koyduğunuz hedefler yolculuğu güzelleştirmekten başka bir işe yaramıyor.

Belki de sadece ağlama kotamı değil; tüm duygu kotamı doldurdum.

Sizin delilik dediğinize ben ihtimaller diyorum.

İki tane 50 mg’lik Lustral içmekle bir tane 100 mg’lik Lustral içmek arasındaki fark.

  • 2 weeks ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet

Büyük Ev Ablukada - Taşkışla Ablukadayken…

O havuzda mi boğulmuştum yoksa o an o viskide mi boğuldum bilmiyorum.
Evet balık baştan kokmuştu.
Salonun değil bahçenin ortasında bir Bermuda Şeytan Üçgeni vardı.
Evet burası havadar. Ama ben nefes alamıyorum.
Ona olan tüm iyi niyetimi kaybettim.
Ne havuzda ne de viskide boğuldum, ben o gece anılarda boğuldum.
Ve ilk defa özledim uzun zamandan sonra.
Ama neyi öğrendim biliyor musun? Bırakıp gidebileceğimi öğrendim. Anıları, sevgileri, istekleri… Her şeyi arkasında bırakıp önüne bakabiliyor insan.
Arada sırada tekrar karşına çıkmıyor değil; ama tekrar yürürsen hiçbirine yüz vermeden, geçip gidiyorlar.
Ve bazen unutmak dediğimiz şey unutmuş gibi yapmaktan başka bir şey değil.
Unutmak elimizde olan bir şey değil.
Sevmek ya da sevmemek de elimizde değil.
Seni sevemediğim için beni cezalandırmanı anlayamıyorum bu yüzden.
Seni sevememek benim için yeterli bir ceza zaten.
Eskisi gibi olmak da istemiyorum.
Sadece unutmuş gibi yapmak ve önüme bakmak istiyorum.
Çünkü elimde olsa çoktan unutmuştum.

  • 2 weeks ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet

Ben yaşamaya bile üşenirken birini sevmemi bekleme benden.
Bazen bir sigara bile gece kadar uzun geliyor.
Ve sevişirken zaman çok hızlı akıyor.
Bazen gülümserken ne kadar zorlandığımı görmüyor musun? Ya kahkaha atmaya üşenip sadece omuzlarımı sarstığımı?
Beni anlamanı beni sevmekten vazgeçmen için istiyorum. Sana tüm çirkinliklerimi gösterip benden nefret etmeni sağlamaya çalışıyorum.
Sana o kitabı beni anla diye verdim. Çünkü ben o kadınım işte. Belki biraz eksik belki biraz fazla…
İnsanlar sadece bebekken güzeldir. Kendilerini keşfetmeden henüz… Ne şimdi ne de sonra güzel olacağım ben.
Bir gün birini sevebileceksem de bugün kimseyi sevemiyorum.
Aynı değiliz. Çünkü sen aynı olduğumuzu düşünüyorsun ama ben farklı olduğumuzun farkındayım.
Görmüyor musun? Sen bardaktaki suyun güzelliğine bakabiliyorken, ben sadece boş tarafın bosluğuyla ilgileniyorum.
Sen bardaktaki suyu yaratana tapabiliyorken, ben boşluğu pislikle doldurmaya çalışıyorum.
Ne kadar çirkin olduğumu gerçekten de görmüyor musun?
Beni sevme.
Sevilmeyi hak etmeyecek kadar sevgisizim.
Görmüyor musun?

  • 3 weeks ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet
← Newer • Older →
Page 1 of 17

About

Avatar Ben dediğim şey buralarda bir yerlerde olsa gerek...

Başka yerlerde ben

  • @bowstonoone on Twitter
  • Facebook Profile
  • bowstonoone on Last.fm

loading tweets…

Following

  • RSS
  • Random
  • Archive
  • Bana kim olduğumu söyle ya da ben sana kim olduğumu söyleyeyim?
  • Mobile

Effector Theme by Carlo Franco.

Powered by Tumblr